İçeriğe geç
Zorluklar Zor Gün Dostu

Juliane Koepcke Uçaktan Düşüp Ormanda On Bir Gün Yürüdü

Noel arifesi 1971'de Peru'da yıldırım çarpan uçak havada parçalandı; 92 kişiden yalnızca on yedi yaşındaki Juliane Koepcke kurtuldu. Koltuğuna bağlı hâlde ormana düştü, babasının öğüdüyle bir dereyi izleyerek on bir gün yürüdü. Yıllar sonra kendisini kurtaran ormanı korumaya adadı hayatını.

Juliane Koepcke Uçaktan Düşüp Ormanda On Bir Gün Yürüdü

25 Aralık 1971 sabahı, Peru'nun Amazon ormanında, ıslak toprağın üstünde on yedi yaşında bir kız gözlerini açıyor. Üstünde yırtık, kısa bir yazlık elbise, ayağında tek bir sandalet var. Kolundaki saat çalışıyor; dokuzu geçiyor. Bir gün önce annesiyle birlikte bindiği uçaktan ortada hiçbir iz yok. Etrafında yalnızca kuş sesleri, kurbağalar ve böcekler.

Ormanda büyüyen kız

Juliane Koepcke 10 Ekim 1954'te Lima'da doğdu. Annesi Maria ve babası Hans-Wilhelm Koepcke, Lima'daki Doğa Tarihi Müzesi'nde çalışan Alman zoologlardı. İkisi Kiel Üniversitesi'nde biyoloji okurken tanışmıştı. Babası savaştan sonra Peru'ya ulaşabilmek için Avrupa'da dağları yürüyerek aşmış, bir yük gemisinin ambarında kaya tuzunun içine gömülerek Uruguay'a gitmişti. Maria 1950'de arkasından geldi; zamanla müzenin kuş bölümünü yönetti.

1968'de aile Lima'yı bırakıp ormanın ortasında, Yuyapichis Nehri'nin kıyısında bir araştırma istasyonu kurdu: Panguana. Adını bölgede yaşayan bir yer kuşundan alıyordu. On dört yaşındaki Juliane oraya gitmek istememişti; ağaçların altında karanlıkta oturacağını sanıyordu. Bulduğu yer ise nehir kıyısında kırmızı çiçek açan ağaçlarla dolu bir yerdi. Aile palmiye yapraklarıyla örtülü, kazıklar üzerindeki ahşap bir kulübede yaşadı. Juliane iki yıl derslerini postayla aldı. Anne babası ona ormanın kurallarını öğretti; en önemlisi şuydu: Ormanda kaybolursan akan suyu bul ve onu takip et. Su seni nehre, nehir de insanlara götürür.

Orman içinde küçük bir açıklıkta basit bir araştırma istasyonu
Koepcke ailesinin Yuyapichis Nehri kıyısında kurduğu Panguana araştırma istasyonu. Fotoğraf 1971 yılına aittir, kaza gününe ait değildir. Fotoğraf: Maria Koepcke or Hans-Wilhelm Koepcke · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Panguana-1971.jpg)

Noel arifesinde son uçuş

Okul yetkilileri liseyi bitirmesi için Juliane'nin Lima'ya dönmesini istedi. 23 Aralık 1971'de Lima'daki Alexander von Humboldt Alman Okulu'ndan mezun oldu. Anne ve kızı aslında bir gün önce uçacaktı ama Juliane mezuniyet balosunu kaçırmak istemedi. Babası onları LANSA şirketiyle uçmamaları için açıkça uyarmıştı. Şirketin kötü bir sicili vardı: Ağustos 1970'te Cusco'da düşen uçağında 101 kişi ölmüştü. Noel arifesindeki öbür uçuşlar dolu olduğu için yine de LANSA'nın 508 sefer sayılı uçağına bilet aldılar.

24 Aralık günü Lima havalimanı Noel'e evine yetişmeye çalışanlarla doluydu. Kalabalığın içinde, "Aguirre, Tanrının Gazabı" filmine hazırlanan Alman yönetmen Werner Herzog da ekibiyle aynı uçağa yer bulmaya uğraşıyordu. Herzog sonunda o uçağa binemedi. Dört motorlu Lockheed Electra öğleye doğru kalktı. Pucallpa'ya uçuş bir saatten kısa sürecekti. Uçakta 86 yolcu ve 6 mürettebat vardı. Juliane arkalardaki 19F numaralı koltukta, pencere kenarında oturuyordu, annesi yanındaydı.

Brokoli gibi bir orman

Kalkıştan yaklaşık yirmi beş dakika sonra uçak bir fırtınanın içine girdi ve sarsılmaya başladı. Bagaj dolapları açıldı; yolcuların üstüne çantalar, paketler, Noel hediyeleri yağdı. Annesi tedirgindi; her şeyin yolunda gitmesini umduğunu söyledi. Juliane sakin kalmaya çalıştı. Sonra pencereden sağ kanadın üstünde kör edici, beyaz bir ışık gördü. Uçak burnunu aşağı verdi. Annesinin sakin bir sesle her şeyin bittiğini söylediğini hatırlıyor. İnsanların çığlıklarını, motorların gürültüsünü, sonra derin bir sessizliği.

Uçağın sağ kanadı ve sol kanadın bir bölümü havada koptu, gövde parçalandı. Juliane kendini birden açık havada buldu; annesinden ayrılmıştı. Yıllar sonra bunu, uçağı kendisinin değil, uçağın onu terk ettiği diye anlatacaktı. Üçlü koltuk sırasına bağlı, baş aşağı düşüyordu. Kemer midesini sıkıyor, nefes alamıyordu. Altında dönen ormanı gördü; ağaçların tepeleri ona brokoliyi hatırlattı. Sonra bayıldı. Yaklaşık üç bin metre yükseklikten düşmüştü. Fırtınanın güçlü yukarı rüzgârlarının, bir akçaağaç tohumu gibi dönen koltuk sırasının ve sarmaşıklarla dolu yoğun ağaçların düşüşünü yavaşlattığı düşünülüyor.

Saat dokuzu geçe

Ertesi sabah, 25 Aralık'ta, kazadan yirmi saatten uzun bir süre sonra kendine geldi. Köprücük kemiği kırılmıştı, beyin sarsıntısı geçiriyordu, sol dizinin bağı kopmuştu ama bunu fark etmedi. Kolunda ve bacağında derin yaralar vardı; şoktan neredeyse hiç kanamıyordu. Bir gözü şişip kapanmıştı. Miyoptu ve gözlüğü kaybolmuştu. Ayağındaki sandaletlerden birini de yitirmişti. Kalanını çıkarmadı; sonradan bazı gazeteler bununla alay edecekti ama o sandalet, bulanık sularda yürürken ayağını vatozlardan korumanın tek yoluydu.

Saatlerce annesini, uçağın enkazını, başka birilerini aradı. Hiçbir şey bulamadı. Orman uçağı ve yolcularını yutmuş gibiydi; enkaz on beş kilometrelik bir alana dağılmıştı. Duyduğu sesleri tanıyordu: Panguana'daki kuşların, kurbağaların sesleriydi bunlar. Aynı ormanda olduğunu ve kazadan sağ çıktığını anladı. Sonradan, New York Times'a, o an hissettiğinin korku değil sonsuz bir yalnızlık duygusu olduğunu anlattı. Yakında küçük bir torba şeker buldu. Yanında başka yiyecek yoktu.

Suyu takip et

Bir şırıltı duydu ve küçük bir dereye ulaştı. Babasının öğüdünü hatırladı. Derenin akışı yönünde yürümeye başladı. Yağmur mevsimiydi; ağaçlarda koparabileceği meyve yoktu, ateş yakmak için kuru dal bulamıyordu. Şekerler dört beş gün yetti, sonrasında yalnızca su içti. Bazen yürüdü, bazen yüzdü, bazen akıntıya bırakıp sürüklendi. Vatozlara basmamak için suyun dibini sandaletiyle yoklayarak ilerledi. Sivrisinekler, arılar, karıncalar peşini bırakmadı.

İki yanı yoğun ormanla kaplı, geniş ve bulanık bir nehir
Kaza bölgesinin de içinde bulunduğu Pachitea Nehri havzası, Huánuco. Fotoğraf 2014 yılına aittir. Fotoğraf: Arkanaperu · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (View of Pachitea river.jpg)

Dördüncü gün bir koltuk sırasına rastladı. Üzerinde, bağlı hâlde, bir kadın ve iki erkek vardı; başüstü öyle sert düşmüşlerdi ki toprağa gömülmüşlerdi. Onlara dokunmak istemedi ama kadının annesi olmadığından emin olmak zorundaydı. Bir dal aldı, kadının ayağını dikkatle çevirdi. Ayak tırnakları ojeliydi. Annesi hiç oje sürmezdi.

Başının üstünde arama uçaklarının sesini duyuyordu ama sık ağaçların altından onlara görünemiyordu. Bir süre sonra sesler kesildi. Peru Hava Kuvvetleri'nin yürüttüğü arama on gün sonra sonuçsuz bırakılmıştı. Juliane bir gün hiçbir uçak duymadığını fark etti ve öleceğinden emin oldu. Hayatında anlamlı hiçbir şey yapmadan ölecek olmanın acısını yıllar sonra da anlatacaktı. Kolundaki yaraya sinekler yumurta bırakmış, kurtçuklar yaranın içinde kıpırdamaya başlamıştı. Nehir kıyısında yaşayan hoatzin kuşlarının seslerini izledi ve dere sonunda daha büyük bir nehre çıktı.

Kıyıdaki kulübe

2 Ocak 1972 akşamı, kazadan on gün sonra, nehrin kıyısında bir tekne ve küçük bir barınak gördü. Geceyi orada geçirdi. Teknenin motoru için bırakılmış bir bidonda benzin vardı. Bir zamanlar ailenin köpeğinin kurtlanmış yarasının nasıl temizlendiğini görmüştü. Bidonu güçlükle açtı, benzini koluna döktü ve yaklaşık yirmi kurtçuğu çıkardı. Ertesi gün saatlerce bekledi. Yoluna devam etmeyi düşündü ama artık buna gücü yetmiyordu.

3 Ocak'ta barınağın sahipleri, orman işçileri döndü. Gözleri kan çanağı olmuş, sarı saçlı kızı görünce önce korktular; bölgenin efsanelerindeki bir su perisi, Yacumama sandıklarını sonradan anlattılar. Juliane onlara başından geçeni anlattı. Adamlar ona manyok yedirdi, yarasına yeniden benzin döküp kalan kurtçukları temizledi. Juliane'nin sonradan anlattığına göre kurtçuklar kuşkonmaz uçları gibi yaradan çıkıyordu. Kendisi o anı, ona doğru bir meleğin geldiği diye tarif ediyor.

İşçiler onu tekneyle saatler süren bir yolculukla Tournavista'daki sağlık noktasına götürdü. Oradan, daha önce uçağı aramaya katılmış Amerikalı pilot Jerrie Cobb küçük uçağıyla Pucallpa yakınlarındaki Yarinacocha'ya taşıdı. Juliane orada, misyonerlerin işlettiği bir hastanede, babasına kavuştu. Dört hafta orada kaldı.

Ağaçlardaki hediyeler

Hayatta kalan bir yolcu olduğu haberi 5 Ocak'a girerken duyuldu. Peru hükümeti bir gün önce LANSA'nın uçuş iznini kaldırmıştı; bu, şirketin beş yıl içindeki üçüncü büyük kazasıydı. Juliane'nin anlattıklarıyla arama yeniden başladı ve enkaz aynı gün havadan görüldü. Ertesi gün bir helikopter ekibi kaza yerine indi. Aramayı yöneten Juan Zaplana Ramírez, Herzog'un belgeselinde ağaçların yolcuların eşyalarıyla dolu olduğunu, havada açılan valizlerden düşen hediyelerin dallarda Noel ağacı süsleri gibi asılı durduğunu anlattı. Cesetlerin birçoğu ağaçlarda bulundu.

Bir köy yapısında yeniden kullanılmış eski bir uçak kapısı
Düşen LANSA uçağının bir kapısı, bölgedeki bir yapıda yeniden kullanılmış hâlde. Fotoğraf 2004 yılına aittir. Fotoğraf: Benutzer:Schoenitzer · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (LANSA-Flight 508-door-1.jpg)

Uçaktaki 92 kişiden 91'i öldü. Bazı yolcuların düşüşten sağ çıktığı ama yaraları yüzünden kımıldayamadığı, kurtarılmayı beklerken öldüğü anlaşıldı. Kaza yeri, Panguana'ya yalnızca elli kilometre kadar uzaktaydı. Maria Koepcke'nin cesedi 12 Ocak'ta bulundu. Hans-Wilhelm Koepcke, cesedin durumuna bakarak eşinin 6 ya da 7 Ocak'a kadar yaşamış olabileceğini düşündü.

Ormana verilen söz

Haber dünyaya yayıldı. Gazeteler Juliane'nin sarmaşıklardan sal yaptığını, enkazda bulduğu bir pastayla beslendiğini yazdı; hiçbiri doğru değildi. 1974'te hayatı üzerine bir İtalyan filmi çekildi. Juliane uzun yıllar basından uzak durdu. Babası onu Almanya'ya, Kiel'e gönderdi. Hiç görmediği bu ülkede liseyi bitirdi, anne babası gibi Kiel'de biyoloji okudu, 1987'de Münih'te Peru ormanındaki yarasalar üzerine doktora yaptı. Tezinin araştırması için Panguana'ya döndü ve orada 52 yarasa türü kaydetti. 1989'da böcek bilimci Erich Diller'le evlendi.

Ormanın içinde yükselen çok büyük bir ağaç
Panguana'nın simgesi olan dev lupuna ağacı. Fotoğraf 2008 yılına aittir. Fotoğraf: Klaus Schönitzer · CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons (Panguana-Lupuna-2008-2.jpg)

1998'de Werner Herzog onu buldu. Birlikte helikopterle kaza yerine gittiler; uçağın parçaları hâlâ ormanda duruyordu. Juliane, Herzog'un çektiği belgeselin kendisi için bir tedavi olduğunu söylüyor; kazadan sonra kimse ona psikolojik destek önermemişti. 2000'de babası öldü ve Panguana'nın yönetimini o üstlendi. Yıllarca çevredeki ormanın kesilmemesi için uğraştılar. 2011'de Peru Çevre Bakanlığı Panguana'yı özel koruma alanı ilan etti; alan, bağışçıların desteğiyle yaklaşık 180 hektardan 1.600 hektarın üzerine çıktı. Aynı yıl anılarını "Gökten Düştüğümde" adıyla yayımladı. 2019'da Peru hükümeti ona Üstün Hizmet Nişanı verdi; törende ormanların korunması için çalışmaya devam etmek gerektiğini söyledi.

Resmî bir törende nişan alan bir kadın
Juliane Koepcke, Lima'da Peru Üstün Hizmet Nişanı'nı aldığı törende. Fotoğraf 3 Nisan 2019 tarihlidir. Fotoğraf: Cancillería del Perú · CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons (Ceremonia de condecoración a la doctora Juliane Koepcke - 46616983225 (cropped).jpg)

Juliane Diller, New York Times'a, ormanda yalnız yürüdüğü on bir günde kendine bir söz verdiğini anlattı: Yaşarsa, hayatını doğaya ve insanlara hizmet eden anlamlı bir işe adayacaktı. Ormanın onu yakaladığını ve kurtardığını, oraya düşmesinin ormanın suçu olmadığını söylüyor. Bir uçağın parçalandığı gökyüzünden düşen kız, kendisini kurtaran ormanın bekçisi oldu.

Kaynaklar

  • Franz Lidz, "She Fell Nearly 2 Miles, and Walked Away", The New York Times, 18 Haziran 2021 (Panguana'nın yayımladığı kopyadan okundu)
  • Stephan Kroener, "Flug LANSA 508: Die Frau, die aus 3000 Metern stürzte", Spektrum der Wissenschaft, 24 Aralık 2021
  • "Juliane Koepcke" ve "LANSA-Flug 508", Vikipedi (Almanca); "Juliane Koepcke", "LANSA Flight 508" ve "Panguana", Vikipedi (İngilizce)
  • "Condecoran a Juliane Koepcke por su labor a favor de la Amazonía peruana", Andina, 3 Nisan 2019
  • Hikâyedeki kişiler gerçek adlarıyla anılmıştır. İngilizce, Almanca ve İspanyolca sözler tırnak kullanılmadan, özetlenerek Türkçeye aktarıldı. Kaynaklar çelişiyor: kalkış saati (Almanca Vikipedi'de 11.38, başka kaynaklarda öğleden hemen sonra), ormandaki yürüyüşün süresi (on ya da on bir gün), kapanan göz (Spektrum'da sol göz), kazadan sağ çıkıp sonra ölen yolcu sayısı (Vikipedi'de 14'e kadar, Spektrum'da 12'ye kadar), Herzog'un uçağa neden binemediği (yerlerin dolu olması, rezervasyonun iptali ya da uçuş planının değişmesi), işçilerin onu bulduğu saat ve yolculuğun süresi (İngilizce Vikipedi'de kanoyla on bir saat). Bazı kaynaklarda düşüş yüksekliği 2.000 metre olarak geçiyor; çoğu kaynak yaklaşık 3.000 metre diyor.

Zor Gün Dostu

Bu yazarın bütün yazıları

İlgili yazılar