İçeriğe geç
Zorluklar Zor Gün Dostu

And Dağları'nda Düşen Uçaktan On Altı Kişi Karlar Arasında 72 Gün Sağ Kaldı

Ekim 1972'de Uruguaylı bir rugby takımını taşıyan uçak And Dağları'na çarptı. Kurtulanlar 3.600 metrede, yiyeceksiz ve donanımsız 72 gün dayandı. Nando Parrado ile Roberto Canessa sonunda dağları yürüyerek aştı ve nehrin öbür yakasında bir çobana ulaştı.

And Dağları'nda Düşen Uçaktan On Altı Kişi Karlar Arasında 72 Gün Sağ Kaldı

21 Aralık 1972'de Şili'de, And Dağları'nın eteklerinde bir nehrin iki yakasında üç atlı ile iki genç adam birbirine bağırıyor. Gençlerin sakalları uzamış, gözleri çukura kaçmış, üstlerinde kat kat giysi var. Nehrin gürültüsü sesleri yutuyor. Atlılardan biri bir kâğıda bir şey yazıp bir taşa bağlıyor ve karşı kıyıya fırlatıyor. Gençlerden biri kâğıdın arkasına, on gündür dağlarda yürüdüklerini, yukarıda düşen bir uçakta on dört kişinin daha onları beklediğini yazıyor.

Mendoza'da bir gece

Uruguay'ın başkenti Montevideo'daki amatör rugby takımı Old Christians, Şili'nin başkenti Santiago'da Old Boys takımıyla maç yapacaktı. Kulüp başkanı Daniel Juan, yolculuk için Uruguay Hava Kuvvetleri'nden iki pervaneli bir Fairchild FH-227 kiraladı. Uçakta 40 yolcu ve 5 mürettebat için yer vardı. Boş kalan koltuklara oyuncuların arkadaşları ve aileleri davet edildi. Takımın 19 oyuncusu, takım doktoru Francisco Nicola ve eşi, oyuncu Nando Parrado'nun annesi Eugenia ile kız kardeşi Susana da uçaktaydı. Son anda bir kişi vazgeçince, Graziela Mariani bileti aldı; en büyük kızının düğününe yetişecekti.

Uçak 12 Ekim 1972'de Montevideo'dan kalktı. And Dağları üzerindeki fırtına yüzünden Arjantin'in Mendoza kentinde inip geceyi orada geçirdiler. Yolcular ömürlerini deniz kıyısında geçirmişti; bazıları hayatında hiç kar görmemişti.

Cuma, 13 Ekim

Ertesi gün hava öğleden sonra açıldı. Uçak 13 Ekim Cuma günü saat 14.18'de Mendoza'dan kalktı. Planchón geçidinden Şili'ye geçecek, Curicó'da kuzeye dönüp Santiago'ya inecekti. Kaptan pilot Albay Julio César Ferradas And Dağları'nı 29 kez geçmişti. O gün yardımcı pilot Yarbay Dante Héctor Lagurara'yı eğitiyordu; kumandada Lagurara vardı.

Dağlar bulutların altındaydı. Geçitten birkaç dakika sonra Lagurara, Curicó'nun üzerinde olduklarını sanarak kuzeye döndü ve alçalma izni istedi. Oysa normalde on bir dakika süren yolun yalnızca üç dakikasını uçmuşlardı. Bölgede radar yoktu; kontrol kulesi izni verdi. Uçak türbülansa girdi, birkaç yüz metre birden düşüp bulutlardan çıktı. Rugbyciler önce şakalaştı, sonra pencereden dağın kayalarını çok yakında görünce sustular. Pilotlar motorlara tam güç verip yükselmeye çalıştı. Saat 15.34'te uçak sırta çarptı. Önce kuyruk, sonra iki kanat koptu. Gövde karın üstünde kızak gibi kayarak buzulun dik yamacından yaklaşık 725 metre aşağı indi ve bir kar yığınına saplanıp durdu.

Gözyaşı Buzulu'nda ilk gece

Kuyrukla birlikte koparken ve sonrasında arkadaki boşluktan düşen yolcularla birlikte yedi kişi gövdeden ayrıldı. Gövde durduğunda koltuklar yerinden sökülüp öne yığıldı. Kaptan pilot Ferradas, takım doktoru Nicola ve eşi, Eugenia Parrado ve tıp öğrencisi Fernando Vázquez hemen öldü. Ezilen kokpitte sıkışan Lagurara ağır yaralıydı; bir yolcudan tabancasını bulup onu vurmasını istedi, kimse bunu yapmadı. Ertesi gün öldü.

O ilk günü 33 kişi atlattı. Tıp öğrencileri Roberto Canessa ve Gustavo Zerbino yaralılar arasında dolaştı, kurtarabileceklerine öncelik verdi. Nando Parrado'nun kafatası kırılmıştı, üç gün kendine gelmedi. Gövde, Arjantin'in Mendoza eyaletinde, deniz seviyesinden yaklaşık 3.600 metre yükseklikte, Şili sınırının hemen doğusundaki Gözyaşı Buzulu'nda duruyordu. Planlanan rotanın 80 kilometre doğusundaydılar. İlk gece sıcaklık eksi otuza kadar düştü. Yaralılardan beşi o gece ve ertesi gün öldü; aralarında Graziela Mariani da vardı.

Karlı ve kayalık yüksek dağlarla çevrili bir buzul vadisi
Uçağın kalıntılarının bulunduğu yerden doğuya, buzul vadisine bakış. Fotoğraf 2018 yılına aittir, kaza gününe ait değildir. Fotoğraf: Wunabbis · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Panorama montañoso desde los restos.jpg)

Aramanın bittiği gün

Hayatta kalanlar kırık koltukları, enkazı temizleyip gövdenin içinde iki buçuk metreye üç metrelik bir barınak yaptı. Açık arka tarafı valizler, koltuklar ve karla kapattılar. Takım kaptanı Marcelo Pérez gruba önderlik etti.

Ertesi gün Arjantin, Şili ve Uruguay'dan on bir uçak bölgeyi taradı. Bazıları gövdenin tam üzerinden geçti ama beyaz gövde karın içinde görünmüyordu. Gençler valizlerden çıkan rujlarla gövdenin tavanına yardım çağrısı yazmaya çalıştı, ruj yetmedi. Valizlerle karın üstüne bir haç yaptılar; o da görülmedi.

Üçüncü gün kendine gelen Nando Parrado annesinin öldüğünü öğrendi. Ağır yaralı kız kardeşi Susana'nın başından ayrılmadı; onu besledi, donan bacaklarını ovdu. Susana birkaç gün sonra, ağabeyinin kollarında öldü. Arama 21 Ekim'de, sekiz günün sonunda durduruldu; yetkililer o soğukta kimsenin sağ kalamayacağını düşünüyordu. Roy Harley, koltukların arasında bulunan küçük bir radyoya uçağın kablolarından uzun bir anten yaptı. Gençler aramanın bırakıldığını bu radyodan duydu. Çoğu ağladı, dua etti. Gustavo Nicolich içeridekilere bunun aslında iyi bir haber olduğunu, çünkü artık buradan kendi başlarına çıkacakları anlamına geldiğini söyledi.

Akla gelmeyen karar

Uçakta buldukları yiyecekler sekiz çikolata, üç kavanoz reçel, bir kutu midye, bir kutu badem, biraz hurma, şeker ve birkaç şişe şaraptan ibaretti. Bunları tayınla paylaştırdılar, bir hafta yetti. Parrado çikolata kaplı tek bir yer fıstığını üç günde yedi. Ağaç sınırının çok üstündeydiler; ne bitki ne hayvan vardı. Koltukların dolgusunu, kemerlerin derisini yemeye çalıştılar, hasta oldular.

Dağ yamacında, taşların arasında duran paslı uçak parçaları
Uruguay Hava Kuvvetleri'nin 571 sefer sayılı uçağından kaza yerinde kalan parçalar. Fotoğraf 2018 yılına aittir. Fotoğraf: Wunabbis · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Restos del vuelo 571.jpg)

Sonunda, ölen arkadaşlarının bedenlerini yemekten başka çareleri olmadığını kabul ettiler. Ölenlerin çoğu sınıf arkadaşları, yakın dostları, akrabalarıydı. Hepsi Katolikti; günlerce tartıştılar, dua ettiler. Aralarında, kendileri ölürse bedenlerinin ötekileri yaşatmak için kullanılabileceğine dair birbirlerine söz verdiler. İlk adımı Canessa attı, ötekiler ardından geldi. Bazıları uzun süre direndi. Parrado annesinin ve kız kardeşinin bedenlerine dokunulmamasını istedi, bu isteğe uyuldu.

Çığ

29 Ekim gecesi, kazadan on altı gün sonra, gece yarısına doğru gençler uyurken bir çığ gövdenin üstüne düştü. Gövde tavana bir metre kalana kadar karla doldu. Sekiz kişi karın altında boğuldu. Ölenler arasında takım kaptanı Marcelo Pérez ve yaralılara annelik eden 34 yaşındaki, dört çocuk annesi Liliana Methol da vardı. Parrado, bagaj rafından sökülen bir metal çubukla kokpitin camlarından birini açıp kara bir hava deliği deldi. 31 Ekim sabahı kokpitten yüzeye bir tünel kazdılar ama dışarıda kar fırtınası vardı; geri girmek zorunda kaldılar. Fırtına üç gün sürdü. Pérez'den sonra grubu Daniel Fernández ile kuzenler Eduardo ve Fito Strauch yönetti.

Kuyruk ve uyku tulumu

Yardım bulmak için bir grubun yola çıkmasına karar verildi. Canessa, Parrado, Antonio Vizintín ve Numa Turcatti seçildi; Turcatti'nin bacağındaki yara iltihaplanınca o gidemedi. Onlara daha büyük paylar ve en sıcak giysiler verildi, günlük işlerden muaf tutuldular. 15 Kasım'da üçü buzuldan doğuya, aşağı doğru yürüdü ve yaklaşık bir buçuk kilometre ötede uçağın kopan kuyruğunu buldu. İçinde biraz yiyecek, giysi ve uçağın aküleri vardı. Akülerle telsizi çalıştırıp Santiago'ya ulaşmayı umdular. Telsizi gövdeden söküp kuyruğa taşıdılar, Roy Harley günlerce uğraştı. Telsiz çalışmadı; sonradan anlaşıldı ki aküler telsizin istediği elektriği veremezdi.

Kasım ortasında Arturo Nogueira, üç gün sonra Rafael Echavarren yaralarındaki enfeksiyondan öldü. Kuyruktan getirdikleri yalıtım malzemesini dikerek üç kişilik bir uyku tulumu yaptılar. İşi annesi ona çocukken dikiş öğreten Carlitos Páez başlattı, ötekilere de öğretti. Tulum bittiğinde Numa Turcatti 11 Aralık'ta, kazanın altmışıncı gününde öldü. Bu dağın son kaybıydı.

Zirvede

12 Aralık'ta Parrado, Canessa ve Vizintín batıdaki dağa tırmanmaya başladı. Parrado'nun 23. doğum günü üç gün önceydi. Kırık altimetreye bakarak 2.100 metrede olduklarını, yardımın batıda, birkaç kilometre ötede olduğunu sanıyorlardı. Yanlarında yalnızca üç günlük yiyecek vardı. Ne harita, ne pusula, ne tırmanış donanımı. Yaz başında yumuşayan kara kalçalarına kadar battılar. İlk gece, kar fırtınasında bir uçurumun kenarındaki kaya çıkıntısında uyudular. Canessa bunun hayatının en kötü gecesi olduğunu söyleyecekti.

Orta yaşlı, gözlüklü bir adamın portresi
Roberto Canessa. Fotoğraf 2010 yılına aittir, olaylar sırasında çekilmemiştir. Fotoğraf: Original author Government of Chile, cropped by Blackcat · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (Roberto Canessa 2010.jpg)

Üçüncü gün Parrado, elindeki bir sopayla buza basamak oyarak sırtın tepesine çıktı. Batıda Şili'nin yeşil vadilerini görmeyi umuyordu; her yönde, ufka kadar karlı tepeler uzanıyordu. Yolun sandıklarından çok uzun olduğunu anladılar. Yiyecek iki kişiye yetsin diye Vizintín gövdeye döndü; bir uçak koltuğunu kızak yapıp bir saatte aşağı indi. Tepede Parrado, Canessa'ya ölümü beklemektense ona doğru yürümeyi yeğlediğini söyledi. Canessa, birlikte çok şey yaşadıklarını, şimdi birlikte ölmeye gideceklerini söyleyerek ona katıldı. Parrado uzakta, karsız iki alçak tepeye doğru kıvrılan bir vadi görmüştü. O vadiye yürüdüler.

Nehrin öbür yakası

Yedi gün daha aşağı indiler. Bir nehir buldular, kar sınırının altına çıktılar. Dokuzuncu gün inekler gördüler. Canessa artık yürüyemiyordu. O akşam ateş için odun toplarken nehrin karşı yakasında atlıları gördüler. Atlılardan biri yarın diye bağırdı.

Atlı, Puente Negro'da yaşayan 43 yaşındaki çoban Sergio Catalán'dı; oğullarıyla hayvan güdüyordu. Ertesi gün geri geldi, taşa bağlı kâğıdı fırlattı. Parrado cevabında uçağın dağlarda düştüğünü, Uruguaylı olduklarını, on gündür yürüdüklerini, yukarıda yaralı bir arkadaşları ve uçakta on dört kişi daha olduğunu, yiyecekleri olmadığını, çok güçsüz olduklarını yazdı; nerede olduklarını sordu. Catalán anladığını işaret etti, onlara ekmek attı ve atına binip Puente Negro'daki jandarmaya, saatler süren bir yolculuğa çıktı. Jandarma önce ona inanmadı, sonra haberi orduya iletti. Parrado ile Canessa Los Maitenes'teki bir kulübeye götürülüp karınları doyuruldu. On günde yaklaşık 60 kilometre yürümüşlerdi. Canessa'nın ağırlığı 44 kiloya düşmüştü.

Bir sergi alanında atlı çoban heykeli ve vitrinde bir panço
Şili'de çoban Sergio Catalán adına açılan kültür alanında heykeli ve kendi pançosu. Fotoğraf 2018 yılına aittir. Fotoğraf: ValeCalero97 · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Espacio Cultural El Arriero Don Sergio Catalán.jpg)

22 Aralık'ta Şili Hava Kuvvetleri'nin helikopterleri sisin dağılmasını bekledi. Öğlen hava açılınca Parrado, yanında taşıdığı pilot haritasıyla onlara yolu gösterdi. Yükseklik yüzünden helikopterler kalanların ancak yarısını alabildi. Dört kurtarıcı, sekiz kişiyle dağda bir gece daha kaldı. 23 Aralık sabahı ikinci uçuş geldi. Kazadan 72 gün sonra, 45 kişiden 16'sı dağdan indi.

Dağdan sonra

Kurtulanlar başta nasıl hayatta kaldıklarını yalnızca ailelerine anlatmak istedi. Şili gazeteleri kaza yerinde çekilen fotoğrafları basınca Montevideo'da asılsız söylentiler yayıldı. 28 Aralık'ta gençler, çoğunun okuduğu Stella Maris Koleji'nde bir basın toplantısı yaptı. Sözcüleri Alfredo Delgado aralarındaki sözü anlattı. Kamuoyunun öfkesi yatıştı, aileler de anlayış gösterdi. 18 Ocak 1973'te ölenler, gövdeden birkaç yüz metre ötede, çığdan korunaklı bir yere toplu olarak gömüldü; üstüne demir bir haç dikildi.

Yüksek dağların arasında taşlarla çevrili bir anıt ve haç
Kaza yerinin yakınındaki anma alanı. Fotoğraf 2015 yılına aittir. Fotoğraf: Adrito com · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (LUGAR DEL HOMENAJE.JPG)

Ölen gençlerden on birinin anneleri 1973'te Montevideo'da çocuklar için bir kütüphane kurdu. Roberto Canessa doktor oldu; çocuk kalp hastalıkları üzerine uzmanlaştı, 2007'de Uruguay'ın Ulusal Tıp Ödülü'nü aldı. Parrado ailesinin hırdavat işini sürdürdü, yaşadıklarını yıllar sonra kitaba döktü. Kurtulanlar Sergio Catalán'ı hiç unutmadı; ona Sergio baba dediler. 2007'de Catalán televizyonda kalça kireçlenmesinden yakındığını söyleyince Canessa ve arkadaşları ameliyatının parasını topladı. Catalán 11 Şubat 2020'de 91 yaşında öldü. Cenazesine gelen Gustavo Zerbino, onun kendisi için bir baba olduğunu söyledi. 2013'te Montevideo'da Andes 1972 Müzesi açıldı. Her yıl yüzlerce kişi atla ya da yürüyerek üç günde kaza yerine çıkıyor, buzulun dibindeki anıta gidiyor.

Sahnede konuşan yaşlıca bir adam
Nando Parrado bir konferansta konuşurken. Fotoğraf 2016 yılına aittir. Fotoğraf: Huizililopochitl · CC BY 4.0, Wikimedia Commons (Fernando Seler Parrado Dolgay.jpg)

Parrado ile Canessa'nın tırmandığı tepe bugün Parrado'nun babasının adını taşıyor: Seler Dağı. Kurtulanların anlatımlarını kitaplaştıran Pablo Vierci, o dağda herkesin kendi başının çaresine baktığı bir kargaşanın yaşanmadığını, en önemli işin en ağır yaralılara bakmak olduğunu yazar. Elinde hiçbir şeyi olmayan on altı kişi, aralarındaki sözle, birbirine verdikleri cesaretle ve nehrin öbür yakasında atını durduran bir çobanla evlerine döndü.

Fotoğraflar ve vitrinlerle dolu bir müze salonu
Montevideo'daki Andes 1972 Müzesi'nin giriş katı. Fotoğraf 2023 yılına aittir. Fotoğraf: Lucía Gordillo · CC0, Wikimedia Commons (Museo Andes 1972.jpg)

Kaynaklar

  • "Uruguayan Air Force Flight 571", Vikipedi (İngilizce)
  • "Tragedia de los Andes", "Nando Parrado" ve "Roberto Canessa", Vikipedi (İspanyolca)
  • Sergio Catalán üzerine haber, The Clinic (Şili), 9 Ocak 2024
  • Piers Paul Read, Alive: The Story of the Andes Survivors (1974) ve Nando Parrado, Miracle in the Andes (2006), Pablo Vierci, La Sociedad de la Nieve (2008); Vikipedi maddelerindeki alıntılarından
  • Hikâyedeki kişiler gerçek adlarıyla anılmıştır; hepsi yaşadıklarını kitaplarda, belgesellerde ve basında kendileri anlatmıştır. İspanyolca ve İngilizce sözler tırnak kullanılmadan, özetlenerek Türkçeye aktarıldı. Kaynaklar çelişiyor: gövdenin durduğu yükseklik (İngilizce Vikipedi'de 3.660-3.675 metre, İspanyolca Vikipedi'de 3.570 metre), tırmanılan tepenin yüksekliği (4.503 ya da 4.650 metre), Catalán'ın gençleri ilk gördüğü gün (20 ya da 21 Aralık), attığı ekmek (bir somun ya da dört), Puente Negro'ya yolculuğu (sekiz ya da on saatten fazla; 80 ya da 120 kilometre), Susana Parrado'nun öldüğü gün (kazanın dokuzuncu günü ya da 21 Ekim).

Zor Gün Dostu

Bu yazarın bütün yazıları

İlgili yazılar