İçeriğe geç
Engelleri Aşanlar Zor Gün Dostu

Renkleri Sıraya Dizen Parmaklarıyla Gören Ressam Eşref Armağan

1953'te Fatih'te doğuştan görme engelli doğan Eşref Armağan, babasının dükkânında baca borusu keserken resim yapmayı kendi kendine öğrendi. Renkleri sıraya dizerek ezberledi, gölgeyi sorarak öğrendi. 2004'te Toronto ve Harvard'dan bilim insanları onu test etti: çizerken beyninin görme bölgesi, gören birininki gibi çalışıyordu.

Renkleri Sıraya Dizen Parmaklarıyla Gören Ressam Eşref Armağan

2004 yılının sonbaharında, Boston'daki bir laboratuvarda orta yaşlı bir adam sırtüstü uzanmış, göğsünün üzerine yerleştirilmiş bir altlığa çekiç, kupa ve hayvan figürleri çiziyor. Etrafında yarım düzine araştırmacı var; biri kronometre tutuyor, biri her talimatı Türkçeye çeviriyor. Adam bu sırada şakalar yapıp herkesi güldürüyor. Ertesi gün beyni taranacak. Bilim insanları tek bir soruya cevap arıyor: Hiç görmemiş bir insan, görenlerin rahatça tanıdığı resimleri nasıl yapabiliyor? Adamın adı Eşref Armağan.

Fatih'te bir çocuk

Eşref Armağan 1953'te İstanbul'un Fatih semtinde doğar. New Scientist dergisinin 2005'teki uzun haberine göre şehrin yoksul mahallelerinden birinde büyür. Gözlerinden biri hiç gelişmemiştir, diğeri küçük ve yaralıdır. Bebekken biraz görüp görmediği bilinmez; ama hiçbir zaman normal görmemiştir ve beyni bugün ışığı hiç algılamaz.

Fatih semtinde bir sokak
İstanbul'un Fatih semti. Fotoğraf 2019 yılına aittir. Fotoğraf: Matti Blume · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Fatih, Istanbul (P1100233).jpg)

Görmediğini çok sonra anlar. Milliyet'in 2024'teki haberine göre dört yaşındayken babası ona, başkalarının görebildiğini ama kendisinin göremediğini anlatır. Merakı bundan önce başlamıştır. Yeni Şafak'a 2016'da verdiği röportajda o yılları şöyle anlatır: "Hiç görmediğim dünyayı, üç yaşımdayken çok merak etmeye başladım."

Mahalledeki çocukların çoğu okula gitmez; o da ilk yıllarını sokakta geçirir. Ama görmemek onu diğer çocuklardan yalnız bırakır. Vakit geçirmek için çizmeye başlar. Önce toprağın üzerine parmağıyla çizgiler çeker.

Babasının dükkânında

Babasının bir dükkânı vardır. Eşref günlerini orada, soba ve kalorifer tesisatı için baca boruları keserek geçirir. Boş kaldığı her an da resim yapar. Yazmayı kendi kendine öğrenir. İlkokulu bitirir; resim üzerine ise hiçbir zaman ders almaz.

Her şeyi sorarak öğrenir. Yeni Şafak röportajındaki sözleri bu: "Söylenilen şeylerin nasıl olduğunu merak ediyordum. O kadar meraklıydım ki elime geçen her şeyi görenlere sorardım."

Ne zaman kalem tuttuğu konusunda kaynaklar farklıdır. New Scientist'e göre altı yaşında kâğıt kalemle çizmektedir. Anadolu Ajansı'nın 2017'deki haberine göre ise küçük maketlere dokunarak resim yapmaya on iki yaşında başlar. Bu yolda en büyük destek babasından gelir. On iki yaşında bir kelebek çizmek istediğinde babası bir kitaptan kelebek resmi kesip eline verir; Eşref onun kenarlarına dokunarak kelebeğin biçimini öğrenir.

Renkleri sıraya dizmek

En zor kısım renklerdir. Göremediği bir şeyi nasıl seçecektir? Çözümü kendisi bulur. Yeni Şafak'a anlattığı yöntem şöyledir: "Babama öne siyahı, arkaya beyazı koymasını söyledim. Sonra da sarıyı, kahverengiyi, kırmızıyı, maviyi ve yeşili koydum." Boyaların sırasını ezberler; hangi rengin nerede durduğunu bilir.

Gölgeyi de, uzaklığı da başkalarının sözlerinden öğrenir. New Scientist muhabirine anlattığına göre uzun süre kırmızı bir nesnenin gölgesinin de kırmızı olacağını sanmıştır. Sonra ona öyle olmadığı söylenir. Uzaklaştıkça direklerin nasıl kısaldığını da bir öğretmenden değil, arkadaşlarının ve tanıdıklarının gündelik sözlerinden öğrenir.

On sekiz yaşında parmaklarıyla boyamaya başlar. Önce kâğıda, sonra kartona ve tuvale yağlı boyayla. Kırk iki yaşında çabuk kuruyan akrilik boyayı keşfeder. Çizgileri hissedebilmek için de bir yol bulur. 2015'te Bursa'da anlattığı gibi: "Dişçilerin kullandığı macun gibi bir macunum var ve ben onu ip haline getiriyorum, tuval üstünde çizgiler oluşturuyorum ve ona göre boyuyorum."

Bir dönem muhabbet kuşu satan bir dükkânı da olur. Rengârenk kuşları neden bu kadar sevdiği sorulduğunda, kuşların insanın eline geldiğini, onlara kolayca dokunulabildiğini söyler.

New York'ta bir test masası

Yıllar içinde Türkiye'de tanınır. Menajeri Joan Eroncel'in desteğiyle tuvalleri Çekya'ya, Çin'e, İtalya'ya ve Hollanda'ya gider. Mayıs 2004'te New York'ta görme engellilere sanat eğitimi veren bir kuruluşun düzenlediği foruma katılır. Orada onu bekleyen biri vardır.

John M. Kennedy, Toronto Üniversitesi'nde psikologdur ve onlarca yıldır görme engellilerin çizimlerini incelemektedir. Eşref'i bir dizi teste sokar. Masaya bir küp, bir koni ve bir top koyar; ona dokundurur, çizdirir. Sonra aynı nesneleri masanın karşı tarafından, sağından, solundan ve yukarıdan bakıyormuş gibi çizmesini ister. Uzaklara doğru dizilen iki sıra bardak çizdirir.

En şaşırtıcı sonuç küplerde gelir. Eşref döndürülen küpleri tek sahnede çizer ve bunu üç kaçış noktalı perspektifle yapar: yatay ve dikey çizgilerin uzakta hayali noktalarda birleştiği, görenlerin bile zorlandığı bir çizim tekniği. Kennedy New Scientist'e nefesinin kesildiğini, onlarca yıldır görme engellileri test ettiğini ama böyle bir performans görmediğini söyler.

Eşref de bu başarıyı yıllar sonra Floransa'da Brunelleschi'nin vaftizhanesinin maketine dokunarak çizdiği resimle anlatacaktır: "600 sene sonra görmez olarak ilk defa üç kaçışlı perspektifi çizen ben olmuşum."

Floransa Vaftizhanesi'nin sekizgen yapısı
Floransa'daki San Giovanni Vaftizhanesi. Fotoğraf 2019 yılına aittir. Fotoğraf: Yair Haklai · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Florence Baptistery.jpg)

Boston'da beyin taraması

Aynı yıl Harvard'dan bir davet gelir. Nörolog Alvaro Pascual-Leone ve meslektaşı Amir Amedi, görmeyen insanlarda beynin görme bölgesinin boş durmadığını biliyorlar; Braille okuyanlarda bu bölgenin dokunmayla çalıştığını daha önce göstermişlerdir. Eşref'in beyninin onlara daha fazlasını anlatabileceğini düşünürler.

Taramadan bir gece önce bir handa uzun bir masanın başında otururlar. Pascual-Leone giderek zorlaşan görevler verir: uzaklaşan bir yol çiz, iki yanında direkler olsun, ışık aşağıdan gelsin. Eşref kabartma çizgi bırakan özel bir lastik altlık kullanır. Bir eli kalemi tutar, diğer eli hemen arkasından çizgiyi takip eder. Bir dakika sonra resim biter. İki bilim insanı şaşkınlıkla başlarını sallar.

Ertesi gün Boston Üniversitesi'ndeki tarayıcıya girer. Önce beyninin ışığı algılayıp algılamadığı ölçülür; algılamaz. Sonra kısa sürelerde nesnelere dokunur, onları hayal eder, çizer. Karalama yapar, günler önce ezberlediği bir nesne listesini hatırlamaya çalışır.

Sonuçlar şaşırtıcıdır. Eşref çizerken beyninin görme bölgesi, gören birinin bakarken olduğu gibi parlar. Liste hatırlarken ise bu bölge neredeyse hiç çalışmaz. Pascual-Leone'ye göre taramaya bakan biri, Eşref'in gerçekten gördüğünü sanabilir. Araştırma 2008'de bilimsel dergide yayımlanır.

Eşref bu sonucu kendi diliyle anlatır. 2017'de Anadolu Ajansı'na şöyle der: "Gören insanlar bir şeye baktığında görme alanında bir hareket olurken, ben elimle bir şeyi incelediğimde, görenlerin kullandığı alanı harekete geçiriyorum."

Göteborg'da bir otomobil

Ekim 2009'da Volvo, Eşref'i İsveç'in Göteborg şehrindeki merkezine davet eder. Henüz tanıtılmamış S60 modelini çizmesi istenir. Eşref otomobilin gövdesini elleriyle baştan sona yoklar, sonra parmaklarını boyaya batırıp tuvale geçirir. Her şey kameraya alınır; görüntüler kısa sürede internette yayılır.

Fuarda sergilenen Volvo S60 otomobil
Volvo S60, 2010 Cenevre Otomobil Fuarı'nda. Fotoğraf Mart 2010'a aittir, resmin yapıldığı güne ait değildir. Fotoğraf: Alexander Plushev · CC BY 2.0, Wikimedia Commons (Flickr - plushev - Geneva2010 190.jpg)

Resim Aralık 2009'da on gün boyunca eBay'de açık artırmaya çıkarılır. Gelirin tamamı, dünyadaki 160 milyondan fazla görme engelliyi temsil eden Dünya Körler Birliği'ne bağışlanır. Elli iki teklif sonunda resim 3.050 dolara satılır. Volvo'ya göre bu, eBay'de hayır amacıyla satılan bir sanat eserine verilen en yüksek fiyattır. Resmi Kanada'nın Quebec eyaletindeki bir Volvo bayisi alır.

Metroda bir sergi

Mayıs 2017'de, Engelliler Haftası'nda Eşref'in resimleri İstanbul'da Yenikapı Metro İstasyonu'nda sergilenir. Açılışın kurdelesini kendisi keser, ziyaretçilere eserlerinin hikâyesini anlatır, istasyonu kâğıda çizer. Sonra metro kabinine geçer, vatman koltuğuna oturur ve Yenikapı'dan Şişhane yönüne treni kullanır.

Yenikapı metro istasyonunun peronu
Yenikapı Metro İstasyonu. Fotoğraf 2024 yılına aittir, sergi gününe ait değildir. Fotoğraf: Kayra · CC0, Wikimedia Commons (Yenikapı Metro İstasyonu M2 2024.jpg)

Orada ailelere bir çağrısı vardır. Anadolu Ajansı'nın aktardığı sözleri şöyle: "Anne-baba, çocuğun bir engeli varsa 'yapamazsın' diyerek engellemeyecek. Onu yapana kadar takip edecek, onu yapmasını sağlayacak."

Aynı yıl bir isteğini de dile getirir. Kullandığı tekniklerin görme engelliler için bir kitapta toplandığını anlatır, üniversitede ders vermek istediğini, ama öğretmenlik belgesi olmadığını söyler: "Yurt dışında Türkiye'yi daha iyi tanıtmak ve insanlara daha iyi eğitim verebilmek için 'devlet sanatçısı' olmak istiyorum. Hayatta istediğim bir şey o kaldı..."

Dünyayı tanımak

2019'da Medyascope'a konuşurken Ankara'da resim yapmaya devam etmektedir. Ona göre amaç hiçbir zaman ressam olmak değildir: "Ressam olup resim çizmek gibi bir hevesim yok, benim hevesim yaşadığım dünyayı tanımak."

Fatih'te toprağa çizgi çeken bir çocuk, babasının dükkânında baca borusu keserken resim yapmayı kendi kendine öğrendi. Renkleri sıraya dizerek ezberledi, gölgeyi başkalarına sorarak öğrendi. Okulu ilkokulda kaldı ama beyni Harvard'da incelendi.

Bıraktığı soru hâlâ duruyor: Görmek gözle mi olur, yoksa merakla mı? Eşref Armağan'ın hikâyesi, bir çocuğun "yapamazsın" denmeden büyütülmesinin neler doğurabileceğini gösteriyor.

Kaynaklar

  • "The art of seeing without sight", Alison Motluk, New Scientist, 29 Ocak 2005
  • John M. Kennedy ve Igor Juricevic, "Esref Armagan and perspective in tactile pictures", Toronto Üniversitesi
  • "Blind artist's painting of new S60 goes on eBay", Volvo Car Canada basın bülteni, Aralık 2009
  • "Eye this S60", Fleet Owner, 1 Ocak 2010
  • "Görme engelli ressamın gözleri 'parmak uçları'", Karar (DHA), 9 Mayıs 2015
  • "Doğuştan görme engelini parmaklarıyla görerek yenen ressam: Eşref Armağan", Ersin Çelik, Yeni Şafak (gzt.com), 10 Ekim 2016
  • "Ressam Eşref Armağan metro kullandı", Anadolu Ajansı, 10 Mayıs 2017
  • "Parmaklarıyla gören ressam devlet sanatçısı olmak istiyor", Anadolu Ajansı, 2 Eylül 2017
  • "Dünyayı parmaklarıyla gören adam Eşref Armağan", Özgür Özdemir, Medyascope, 16 Aralık 2019
  • "8 milyarda tek, parmaklarıyla görüyor", Milliyet, 2024
  • Hikâyede yalnızca kendi adıyla basına yansımış kişilerin ve kamuya açık görev yapan kişilerin adları kullanılmıştır.

Zor Gün Dostu

Bu yazarın bütün yazıları

İlgili yazılar