İçeriğe geç
Engelleri Aşanlar Zor Gün Dostu

Annesinin sırtında üniversiteye

Sandıklı'da doğuştan kas hastalığı olan bir çocuğu annesi yıllarca sırtında okula ve üçüncü kattaki evine taşıdı. "Okumaz" denilen çocuk liseyi okul birincisi bitirdi, 2020'de Akdeniz Üniversitesi'ni kazandı.

Annesinin sırtında üniversiteye

Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesi, Ekim 2020. Yirmi yaşındaki Emre üniversiteyi kazanmıştır ama henüz okulunu görememiştir; salgın tedbirleri yüzünden kampüse gidilmemektedir. Bu kayıt, bir annenin yıllar boyunca her sabah ve her akşam tekrarladığı bir yolculuğun sonucudur. Emre okula, o yıllarda tekerlekli sandalyede değil, annesinin sırtında gitmiştir.

Sandıklı'da bir evin iki çocuğu

Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinden bir görünüm
Sandıklı, Afyonkarahisar, 2020. Fotoğraf: Poyraz ss · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Sandıklı Afyon.jpg)

Emre, Sandıklı'da yaşayan bir ailenin iki çocuğundan biridir. Doğuştan bir kas hastalığı vardır ve bu hastalık onu bedensel engelli bırakmıştır. Okula kendi başına gidemez.

Babası çok çalışmaktadır; işleri yoğundur. Emre'nin günlük bakımı, okulu, gidiş gelişi büyük ölçüde annesi Hacer'in üzerindedir.

Okul çağı geldiğinde aile bir soruyla karşılaşır: Emre okula nasıl gidecek? Çevreden gelen ses de iç açıcı değildir. Hacer yıllar sonra o günleri anlatırken, engelli olduğu için oğlu hakkında "okumaz" dendiğini söyleyecektir.

Tekerlekli sandalye olmayınca

Ailenin bir tekerlekli sandalye alacak parası yoktur. Hacer, oğlunun okuma isteğini kırmak istemez. Kararını verir: Emre'yi sırtına alıp okula kendisi götürecektir.

Böyle başlar. Sabah oğlunu sırtında okula taşır, ders bitince yine sırtında eve getirir. Ertesi sabah aynı yol, bir sonraki gün yine. İlkokul yılları boyunca bu düzen değişmez. Emre ilkokulu bu şekilde okur ve başarıyla bitirir.

Bu yılların en ağır yükünü taşıyan Hacer'dir, ama okumak isteyen Emre'dir. Annesi, oğlunun okuma isteğini kırmamak için fedakârlık yaptığını, çok emek verdiğini söyler. İkisinin de vazgeçmemesi, hikâyenin geri kalanını mümkün kılar.

Hacer o yılları kısa bir cümleyle özetleyecektir: "Çok zorluk yaşadık."

Akülü araç gelir, merdivenler kalır

Afyonkarahisar'da apartmanların da görüldüğü şehir manzarası
Afyonkarahisar şehir merkezi, 2022 (Sandıklı değildir). Fotoğraf: Bluetime93 · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (View of Afyonkarahisar, 2022.jpg)

Ortaokul çağında aileye devletten bir akülü araç verilir. Yol artık biraz daha kolaydır; Emre ortaokula ve liseye bu araçla gider. Hacer bunun için devlete teşekkür eder.

Ama araç merdiven çıkamaz. Emre'nin sınıfları okulda ikinci ya da üçüncü kattadır. Hacer, oğlunu o katlara da sırtında çıkarır. Ailenin evi de bir apartmanın üçüncü katındadır. Okuldan dönüşte aynı iş evde tekrarlanır: akülü araç aşağıda kalır, Emre annesinin sırtında yukarı çıkar.

Hacer bunu şöyle anlatır: "Oğlumu, zorluklarla okuttum. Okulda bile sınıfları iki ya da üçüncü katta olduğu için yine hep sırtımda çıkardım."

Yani akülü araç günü ikiye bölmüştür: düz yollar için araç, merdivenler için anne. Ortaokul ve lise boyunca, her okul gününde, Emre en az iki kez annesinin sırtında kat çıkar ve kat iner.

"Anne ben böyleyim diye üzülme"

Bu yıllar yalnız bedenen yorucu değildir. Hacer'in ağladığı günler olur. O günlerde teselli eden çoğu zaman oğludur.

Hacer bunu kendi sözleriyle anlatır: "Ben ağlasam bile 'Anne ben böyleyim diye üzülme' diyerek bana çok destek oldu."

Emre'nin küçüklükten beri bir ilgisi vardır: bilgisayar. Derslerde de çalışkandır. Annesi, oğlu sayesinde kendi bilmediği şeyleri bile öğrendiğini söyleyecektir.

Okul birincisi

Emre ilkokulda başarılı bir öğrencidir. Kendi anlatımıyla lisede daha da başarılı olur. Azmi nedeniyle pek çok ödül alır.

Ödüllerden biri annesine de gelir. Hacer bunu gururla anlatır: "Azmi nedeniyle çok ödül aldı. Bana bile ödül aldırdı. Görmediğim şeyleri evladımdan gördüm."

Emre, Anadolu imam hatip lisesini okul birincisi olarak bitirir. "Okumaz" denilen çocuk, okulunun en başarılı öğrencisi olmuştur.

2020: Sınav ve tercih

Akdeniz Üniversitesi kampüsü
Akdeniz Üniversitesi kampüsü, Antalya, 2021. Fotoğraf: Enessubasi33 · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Akdeniz Üniversitesi 2.jpg)

Emre'nin aklındaki bölüm bilgisayar mühendisliğidir. Sınav sonucunda bu bölümü tutturamaz, ama hayalinden de uzak düşmez: Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi'nin Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu'nda Bilgisayar Programcılığı bölümünü kazanır.

Ekim 2020'de, Anadolu Ajansı muhabiri aileyi ziyaret ettiğinde, Emre henüz okuluna gidememiştir. Koronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler yüzünden üniversite hayatı kampüste başlamamıştır. O sonbaharda Türkiye'de pek çok üniversite öğrencisi gibi o da okulunu ilk olarak bir ekrandan tanıyacaktır.

Emre üniversite hayaliyle büyüdüğünü söyler. Çocukluğundan beri bilgisayara ilgisi vardır; kazandığı bölüm de bu ilginin devamıdır.

Planını kendisi anlatır: "Bilgisayar mühendisliği bölümünü istiyordum ama bilgisayar programcılığını kazandım. İki yıl sonra bilgisayar programcılığından dikey geçiş yapıp 4 yıllık bölümü tamamlayacağım inşallah. Daha sonra da yüksek lisans yapmayı hedefliyorum."

Sırtta taşınan yıllar

Emre başarısını ailesine bağlar: "Ailem bana çok destek oldu. Onların sayesinde bu yolda yürümeye başladım." Okul yollarını da unutmaz: "Okula hep annem getirip götürüyordu. Annemin desteğiyle bu yerlere geldim."

Hacer için üniversite kaydı, yılların karşılığıdır. "Üniversiteyi kazanmasından da çok mutluyum" der. Sonra ekler: "Çocuğumla hep gurur duydum. Okumasa bile gurur duyardım ama okuduğu için daha çok gurur duyuyorum çünkü çok emek verdim, sırtımda taşıdım ama karşılığına da verdi."

İlkokulun ilk gününden üniversite kaydına kadar geçen yıllarda değişen çok şey olmuştur: ilkokuldan liseye okul binaları, akülü araç, sınavlar, ödüller. Değişmeyen tek şey, merdivenin başında oğlunu sırtına alan annedir. Emre'nin okul birinciliği de, üniversite kaydı da o merdivenlerin üzerine kurulmuştur.

O gün bile hikâye bitmemiştir. Evleri hâlâ üçüncü kattadır. Hacer'in kendi sözüyle: "Okuldan geldikten sonra oğlumu yine sırtımda taşıyorum."

Bilmek istedikleriniz

Doğuştan kas hastalıkları tek bir hastalık değil, kasların gücünü ve hareketi etkileyen bir grup hastalıktır. Bazıları ilerleyicidir ve çocuğun yürümesini, merdiven çıkmasını, kendi başına hareket etmesini zamanla zorlaştırır. Haberde Emre'nin hastalığının tam adı geçmiyor; bilinen, onu doğuştan bedensel engelli bıraktığıdır.

Bedensel engelli bir çocuğun okula gidebilmesi çoğu zaman tek bir şeye bağlı kalmaz: tekerlekli sandalye ya da akülü araç, okul binasında asansör veya rampa, evde merdivensiz bir giriş. Bunlardan biri eksik olduğunda yük, Emre'nin hikâyesinde olduğu gibi, çoğunlukla aileye ve en çok da anneye biner.

Türkiye'de ön lisans programlarını bitiren öğrenciler, Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile ilgili lisans bölümlerine geçebilir. Emre'nin iki yıl sonrası için kurduğu plan bu yoldur: bilgisayar programcılığından bilgisayar mühendisliğine.

Bu hikâyeden akılda kalan, bir çocuğun okuyup okuyamayacağına başkalarının önceden karar vermemesi gerektiğidir. "Okumaz" denilen çocuk, okulunu birincilikle bitirdi ve üniversite kapısına kadar geldi; o kapıya giden yolun büyük kısmını annesinin sırtında aştı.

Kaynaklar

  • TRT Haber / Anadolu Ajansı, "Annesinin sırtında taşıyarak okuttuğu bedensel engelli genç üniversiteli oldu" (20 Ekim 2020)
  • Memurlar.net / AA, "Annesinin Sırtında Taşıyarak Okuttuğu Engelli Genç Üniversiteli Oldu" (20 Ekim 2020)
  • Afyon Haber / AA, "Annesinin sırtında taşıyarak okuttuğu bedensel engelli genç üniversiteli oldu" (20 Ekim 2020)
  • Hikâyedeki kişilerin adları değiştirilmiştir.

Zor Gün Dostu

Bu yazarın bütün yazıları

İlgili yazılar