İçeriğe geç
Afetten Sonra Zor Gün Dostu

Çadırlardan Toplanan 183 Çocuk İçin 1999 Depreminden Sonra Adapazarı'nda Okul Kuruldu

17 Ağustos 1999 depreminden üç gün sonra ENKA Vakfı, ailesini kaybeden çocuklar için Adapazarı'nda bir okul kurmaya karar verdi. Öğretmenler çadır kentleri dolaşıp 183 çocuğu buldu; ilk üç yıl not verilmedi, karnelerde hep "pekiyi" yazdı. Yıllar sonra o çocukların bazıları aynı okula öğretmen olarak döndü.

Çadırlardan Toplanan 183 Çocuk İçin 1999 Depreminden Sonra Adapazarı'nda Okul Kuruldu

Ekim 1999, Adapazarı. Şehrin beş kilometre dışında, Dağdibi köyünün sınırlarında, inşaatı yedi hafta önce başlayan yeni bir okul kapılarını açıyor. Sıralara oturan 183 çocuğun çoğu, okul çantasını bir çadırdan alıp gelmiş. Hepsi aynı geceyi yaşamış: 17 Ağustos gecesini.

17 Ağustos, saat 03.02

Deprem 17 Ağustos 1999'da yerel saatle 03.02'de, İzmit'in güneydoğusunda başlar. Kırk beş saniye süren sarsıntı Ankara'dan İzmir'e kadar hissedilir. En ağır darbeyi Kocaeli alır; hemen arkasından Sakarya gelir.

Adapazarı'nda yıkılarak yolu kapatan bir bina, çevresindeki binalar ayakta
Adapazarı'nda zemin sıvılaşması ve alt kat çökmesiyle yıkılıp yolu kapatan bina. Fotoğraf depremden sonraki günlerde, Ağustos 1999'da çekilmiştir; deprem gecesine ait değildir. Fotoğraf: NOAA National Geophysical Data Center · Kamu malı (public domain), Wikimedia Commons (August 17, 1999 Izmit earthquake Adapazari (4).jpg)

Adapazarı'nda o gece zemin birçok yerde sıvılaşır, yani toprak taşıma gücünü yitirip sıvı gibi davranır. Bazı binalar alt katları çökerek yıkılır, bazıları yan yatar ve temellerinin altı görünür hâle gelir. Ağustos ayında şehirde çalışan ABD'li yer bilimcilerin fotoğraflarında, tamamen çöküp yolu kapatan bir binanın hemen yanında hasarsız duran evler görülür.

Resmî rakamlara göre Sakarya'da 3.891 kişi hayatını kaybeder. Depremden aylar sonra ilde 38 binden fazla insan prefabrik konutlarda yaşamaktadır. Bu insanların arasında, annesini ya da babasını, bazen ikisini birden kaybetmiş yüzlerce çocuk vardır.

Üç gün sonra bir karar

Şarık Tara'nın portresi
ENKA'nın kurucusu ve ENKA Vakfı Başkanı Şarık Tara. Fotoğraf 2005 yılına aittir. Fotoğraf: Enka İnşaat ve Sanayi A.Ş. · CC0, Wikimedia Commons (Sarik Tara.jpg)

Depremden üç gün sonra İstanbul'da bir karar verilir. ENKA Vakfı Başkanı Şarık Tara, depremde anne babasını kaybeden ya da zarar gören çocuklar için 650 öğrenci kapasiteli bir okul açılmasını ister. ENKA, Tara'nın 1957'de kurduğu inşaat şirketidir; vakıf İstanbul'da 1996'dan beri bir okul işletmektedir.

İşi ENKA Okulları'nın kurucu temsilcisi İbrahim Betil üstlenir. Ekibe katılanlardan biri, sonradan okulun kurucu müdürü olacak Esat Ergün'dür. Ergün, o günleri yıllar sonra Cumhuriyet'ten Figen Atalay'a anlatırken kendi yolculuğunu tek cümleyle özetler: "Ben de gönüllü çalışmak için 7 günlüğüne geldim 7 yıl kaldım."

Önce yer aranır. Dağdibi köyünün sınırları içinde bir arazi bulunur. İnşaat 9 Eylül'de başlar. ENKA'nın anlatımına göre hızlı tamamlanan inşaat sayesinde eğitim aynı öğretim yılı içinde başlayabilecektir; çocuklara hem ücretsiz eğitim hem de barınma sağlanacaktır.

Çadırları gezerek

Bina yükselirken öğretmenler başka bir işle uğraşır: öğrencileri bulmak. Kayıt bürosu yoktur, ilan yoktur. Ergün'ün anlattığına göre öğretmenlerle birlikte çadır kentleri tek tek dolaşırlar.

Sonunda 183 çocuk bulunur. Bunların yüzde 90'ının ya annesi ya babası ya da ikisi birden depremde ölmüştür. Yaklaşık 40 çocuk enkazın altından çıkarılmıştır. Barınma sorunu olan ve okulda kalmak isteyen her çocuk yatılı alınır; yatılıların sayısı 80'e yaklaşır.

Okul, Ekim ayının sonunda kapılarını açar. Açılış tarihi aynı haberin içinde iki farklı biçimde geçer: haberin girişinde 24 Ekim 1999, Ergün'ün kendi anlatımında 29 Ekim 1999. ENKA'nın İngilizce kaynaklarında ise okulun 25 Ekim'de hazır olduğu yazılıdır. Hangisi olursa olsun, inşaatın başlamasından açılışa geçen süre iki aydan kısadır.

"Evde kimlerle yaşıyorsun?"

Öğretmen kadrosu sıradan bir atamayla kurulmaz. Ergün'e göre kadro, özellikle yurt dışı deneyimi olan genç emekli öğretmenlerden oluşturulur. Yanlarına psikolog ve rehber öğretmen eklenir. Derslere başlamadan önce bütün kadro, çocukların travmasını atlatmasına yardım etmek için eğitim alır.

İlk günler için basit ama kesin bir kural konur: çocuklarla anne, baba, kardeş üzerine konuşulmayacaktır. Bir öğretmen bir çocuğun ailesini merak ettiğinde soracağı soru bellidir: "Evde kimlerle yaşıyorsun?"

Sınıflarda hiç konuşmak istemeyen çocuklar vardır. Rüyasında ağlayanlar, eskiden yaptıklarının tam tersini yapmaya başlayanlar vardır. Farklı davranışlar gösteren çocuklara öncelik verilir, grup terapileri yapılır. Ergün'ün anlatımına göre bazı çocuklar için bu süreç uzun sürer; ama ilk üç yılın sonunda çoğu toparlanmıştır.

Okulun arkasında üniversiteler de vardır. Psikolojik Rehabilitasyon ve Eğitim Programları Derneği (PREP) üyeleri, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Çallı, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cem Alptekin ve Prof. Dr. Yasemin Bayburt destek verir. Okul, Sakarya ve Boğaziçi üniversiteleriyle protokoller imzalar.

Karnede hep "pekiyi"

Gün, her sabah beden hareketleriyle başlar. Derslerden önce yirmi dakika müzik eşliğinde kitap okunur. Resim, müzik, spor ve sanat etkinlikleri programın büyük bir bölümünü kaplar. Okula bir yüzme havuzu yapılır; Ergün, sporun ve havuzun çocuklara çok katkısı olduğunu söyler.

Ve bir karar daha alınır: ilk üç yıl not verilmeyecektir. Bütün çocukların karnesinde "pekiyi" yazar. Ergün, okulun yaklaşımını şöyle özetler: "Çocukları sevgi ile kucakladık. Resme, müziğe, spora yönlendirdik. Akademik başarıyı ön planda tutmadık."

Bu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın programından çıkmak anlamına gelmez. Ergün'ün anlatımına göre müfredat temel alınır, konular aynı kalır; yalnızca anlatım uygulamalı eğitime çevrilir. Dördüncü ve beşinci sınıflardan itibaren dersler adım adım ağırlaşır.

Okul, o yıllarda Ankara'nın da dikkatini çeker. Ergün, okulu ziyaret edenler arasında Mesut Yılmaz'ı (Ergün onu "dönemin Başbakanı" diye anar; Yılmaz o tarihte Bülent Ecevit hükümetinde Başbakan Yardımcısıydı), Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'nu ve Sakarya Valisi Nuri Okutan'ı sayar. Anlattığına göre ziyaretçiler gördüklerinden memnun ayrılır, bakanlık müfettişleri de yapılanları takdir eder.

Bir satranç şöleni

Adapazarı şehir parkından bir görünüm
Adapazarı şehir merkezindeki şehir parkı. Fotoğraf Aralık 2002'de çekilmiştir, okul ya da şölenle ilgili değildir. Fotoğraf: Rehber · CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons (Sakarya city park.jpg)

Depremden üç yıl sonra, 16-17 Kasım 2002'de okul bir satranç şöleni düzenler. TÜBİTAK'ın Bilim ve Teknik dergisinde yayımlanan habere göre amaç, depremin Adapazarı'nda yol açtığı maddi ve manevi yıkımdan sonra çocuklara ve gençlere yaşama sevincini ve düşünme becerisini kazandırmaktır.

Şölenin konukları Rus büyükusta Evgeni Vasiukov ile Moskova Satranç Akademisi Başkanı Evgeni Bebchuk'tur. Vasiukov'un öğrencisi olan milli satranççılar da hocalarını görmek için ilk kez Adapazarı'na gelir. Okulun yaklaşık 130 öğrencisinin katıldığı turnuvadan sonra çocuklar, büyükustalar ve milli oyuncularla aynı masalarda oynar. Haberde okulun ilköğretim müdürü olarak E. Esat Ergün'ün, lise müdürü olarak Cahit Orhan'ın adı geçer. Okul artık bir lise kısmı da açmıştır.

Öğretmen olup dönenler

Pekiyili karneler bir gün biter, gerçek notlar gelir. Ergün'ün anlattığına göre çocuklar sınavlarda çok başarılı olur; dereceye girenler çıkar. Yıllar sonra okulun ilk öğrencilerinin hepsi liseyi ve üniversiteyi bitirmiştir.

Vakıf, desteğini okul kapısında kesmez; çocukları üniversite yılları boyunca da destekler. Bir zamanlar çadırda bulunup bu sıralara oturan öğrencilerden bazıları, yıllar sonra aynı okula öğretmen olarak döner.

6 Şubat'tan sonra

Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremler on bir ili yıkar. Yine pek çok çocuk annesini, babasını, evini kaybeder. Cumhuriyet, 22 Mart 2023'te Esat Ergün'ün kapısını çalar: Adapazarı'nda yapılan şey bugün yapılabilir mi?

Ergün'ün cevabı nettir: "Her şehre mutlaka böyle okullar yapılmalı." Hayırseverlerin ve gönüllü çalışmak isteyenlerin olduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın genç emekli öğretmenleri göreve çağırması gerektiğini söyler. Ona göre iki ayda hazırlık yapılabilir, yeni öğretim yılında örnek okullar açılabilir. Kendisi de gönüllü olarak destek vermeye hazır olduğunu ekler.

Bugün

Şarık Tara, 28 Haziran 2018'de hayatını kaybetti. Kurduğu okul ise büyüdü. ENKA'nın 2018 sürdürülebilirlik raporuna göre Adapazarı ENKA Okulları'nda o yıl 694 öğrenci okuyordu; 94 kadrolu ve 7 sözleşmeli öğretmen ders veriyordu. Okul, bugün de anne ya da babasını kaybetmiş öğrencilere kayıt önceliği ve burs veriyor.

Sakarya 1999 Depremi Müzesi binası
Adapazarı'ndaki 1999 Depremi Müzesi. Fotoğraf 2021 yılına aittir. Fotoğraf: A.Savin · FAL, Wikimedia Commons (TR Sakarya asv2021-10 img08 Earthquake Museum.jpg)

2024'te okul 25. yaşını kutladı. Adapazarı'nda bugün 1999 depremine ayrılmış bir müze de bulunuyor.

Ekim 1999'da çadırlardan toplanıp gelen 183 çocuğun hikâyesi, bir afetten sonra çocuklar için sıranın önemini hatırlatıyor: önce güven, sonra oyun, sonra ders. Karne notu, bekleyebilir.

Kaynaklar

  • Cumhuriyet, Figen Atalay, "1999 depremi sonrası 183 çocuğa umut olmuşlardı: Yaralar spor ve müzikle kapandı" (22 Mart 2023; Esat Ergün röportajı)
  • TÜBİTAK Bilim ve Teknik, "Adapazarı ENKA Okulları Satranç Şöleni (16-17 Kasım 2002)"
  • ENKA, "Şarık Tara Anısına" ve "Adapazarı ENKA Okulları 25 Yaşında" (enka.com)
  • ENKA Sürdürülebilirlik Raporu 2018, "ENKA Okulları" bölümü
  • Vikipedi, "1999 Gölcük depremi" (illere göre can kaybı ve prefabrik konut rakamları) ve "Adapazarı Enka Okulu" (başlangıç noktası olarak)
  • NOAA National Geophysical Data Center, 17 Ağustos 1999 depremi Adapazarı saha fotoğrafları ve açıklamaları

Zor Gün Dostu

Bu yazarın bütün yazıları

İlgili yazılar