
İnsanlık olarak geleceğe dair en büyük endişelerimizden biri, gıda güvenliğimizi tehdit edebilecek felaket senaryolarıdır. İklim değişikliği, doğal afetler, savaşlar veya küresel salgınlar. Peki, böyle bir “kıyamet” senaryosunda bile bitki çeşitliliğini ve dolayısıyla gıda kaynaklarımızı nasıl koruyabiliriz? Elbette ki Tohum bankalarıyla…
Tohum bankaları, dünyanın dört bir yanından toplanan bitki türlerine ait tohumların, gelecekte kullanılmak üzere özenle saklandığı yapılardır. Bu bankalar, bitki genetik kaynaklarını korumanın yanı sıra, tarımsal biyoçeşitliliğin devamlılığını sağlayarak olası bir küresel krizde insanlığın gıda ihtiyacını karşılayabilecek bir sigorta poliçesi görevi görür.
Neden Tohum Bankalarına İhtiyaç Duyarız?
- yüzyılda endüstriyel tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, çiftçiler binlerce yıldır yetiştirdikleri yerel çeşitleri terk ederek verimi yüksek, standart ticari çeşitlere yöneldi. Bu durum, tarımsal biyoçeşitlilikte büyük bir erozyona neden oldu. Örneğin, 1900’lü yılların başında ABD’de yetiştirilen marul çeşitlerinin %95’i artık yetiştirilmemektedir. Benzer kayıplar dünyanın dört bir yanında yaşanmıştır.
Oysa bu yerel çeşitler, binlerce yıllık doğal seleksiyon ve çiftçilerin ıslah çalışmaları sonucu oluşmuş, kuraklığa, hastalıklara veya zararlılara karşı direnç genleri taşıyan eşsiz hazinelerdir. İklim değişikliğiyle mücadelede ve geleceğin değişen koşullarına uyum sağlayabilecek bitkiler geliştirmek için bu genetik çeşitlilik hayati önem taşır. Tohum bankaları, işte bu hazineleri sonsuza kadar kaybolmaktan kurtarır.
Dünyanın “Kıyamet” Tohum Kasası: Svalbard Küresel Tohum Deposu
Norveç’in Svalbard takımadalarında, Kuzey Kutup Dairesi’nin 1300 km kuzeyinde, bir dağın derinliklerinde eşsiz bir yapı bulunur: Svalbard Küresel Tohum Deposu. Medyanın “Kıyamet Ambarı” olarak adlandırdığı bu tesis, dünyanın en büyük tohum koleksiyonunu barındırır.
Depo, deniz seviyesinden 130 metre yüksekte, permafrost (donmuş toprak) tabakasının içine inşa edilmiştir. Bu konum, doğal soğutma sağlar ve elektrik kesintisi durumunda bile sıcaklığın dondurucu seviyelerde kalmasını garantiler. -18°C’de saklanan tohumlar, bu sayede yüzlerce, hatta binlerce yıl canlılığını koruyabilir.
Svalbard’ın misyonu, dünyadaki diğer tohum bankalarının yedeklerini saklamaktır. Suriye’deki iç savaş sırasında, Aleppo’daki bir tohum bankasının koleksiyonunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması ve Svalbard’daki yedekler sayesinde kurtarılabilmesi, bu küresel sigorta poliçesinin ne kadar kritik olduğunu kanıtlamıştır.
Türkiye’nin Biyoçeşitlilik Hazinesi ve Tohum Bankaları
Anadolu, dünyanın en önemli bitki çeşitliliği merkezlerinden biridir. Dünyada tarımı yapılan birçok bitkinin (buğday, arpa, mercimek, nohut gibi) anavatanı veya çeşitlilik merkezi olan Türkiye, bu zenginliği korumak için önemli adımlar atmaktadır.
Türkiye Tohum Gen Bankası (Ankara), dünyanın sayılı gen bankaları arasında yer alır ve 100 binden fazla tohum örneğini bünyesinde barındırır. Ayrıca, İzmir’deki Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve diğer bölgesel enstitüler de bu çabaya katkı sağlar. Bu bankalar, sadece kültür bitkilerinin değil, yabani akrabaların ve endemik türlerin tohumlarını da saklayarak, ülkenin biyolojik zenginliğini geleceğe taşımaktadır.
Geleceğin Tohumları
Tohum bankaları, sadece bir kıyamet senaryosuna hazırlık değil, aynı zamanda günümüz tarımının sorunlarına da çözüm sunar. Bilim insanları, bu bankalardaki genetik materyali kullanarak, daha az suya ihtiyaç duyan, toprak tuzluluğuna dayanıklı veya besin değeri daha yüksek yeni bitki çeşitleri geliştirebilmektedir.
Sonuç olarak, tohum bankaları, insanlığın ortak mirası olan bitki çeşitliliğini korumanın en etkili yollarından biridir. Svalbard’daki gibi küresel depolar, ulusal ve bölgesel bankalar, hep birlikte geleceğin gıda güvencesinin temel taşlarını oluşturur. Bu sessiz ve derin dondurucular, sadece tohumları değil, insanlığın gelecekteki yaşam umudunu da saklamaktadır. Onlar, kıyamet günü için değil, kıyamet sonrası için umudu muhafaza eden modern zamanların Nuh’un Gemileri’dir.